Yaşlanma üzerine

Telefonda çok sevdişim bir insanla konuşurken, kendisi bana ?öyle dedi, “Sinan çok ?ey yaşad?m artık kald?ram?yorum baz? ?eyleri, yağland?m sanırım.”

Bu cümle baz? ?eyleri dü?ünmeme sebep oldu. Bende kendisine, “insan yaşadıkça yağlandışını zanneder, halbuki insan yaşamadı?? zaman yağlanır“  dedim. Bu cümleyi dü?ününce üzerine birıeyler yazma ihtiyac? duydum.

Hepimiz birıeylerin kulpundan tutmu? hayatın içinde kimi zaman direniyor, kimi zaman direnmeyi b?rak?yor ve kimi zaman ise istediklerimize do?ru ad?mlar atıyoruz. Ama birçok kere olan olaylar da vard?r ki bu direnme veya peğinden ko?ma istedişimizi jilet gibi keser. Bizim elimizde olmayan ve “kötü” diye adland?rd???m?z olaylar silsilesi ile karı?la?tı??m?zda ba??m?za gelir bunlar. Artık o kadar çok kötü olaylar bizi bulur ki hayatın tüm yükünü omuzumuzda ta??yormu?uz gibi hissederiz ve onu al?p bir kenara koymay? isteriz. Bize söylenen cümleler karı?sında “yağland?m artık kald?ram?yorum” gibi tepkiler vermeye bağlarız. Bu tepki, “hayat beni çok y?prattı ve artık y?pranmak istemiyorum” demektir. Bu yağlanmak değildir. Bu ipleri elimizden b?rakmadı??m?z sürece olgunla?maktır. ?nsan olgunla?madan ise yağlanmaz. Bir meyve olgunla?madan aşaçtan dü?mez. Bir çiçek tüm güzellişini ortaya çıkarmadan önce solmaz. ??te bu yüzdendir ki insan yaşadıkça yağlanmaz. ?nsan yaşadıkça sadece olgunla??r. ?nsan yaşamadıkça yağlanır. Yaşamak hayatın bize sundu?u bir ba?d?r. Nasıl ki bir meyveyi daha olmadan koparırsak ziyan olur, nasıl ki bir çiçeği daha açmadan koparırsak solar. ??te aynı ?ekilde insan da yaşamadıkça yağlanır , solar.